Netflix‘e En Kötü Vampir Dizisi Geliyor: “Talamasca”
AMC, Anne Rice’ın eserlerinden uyarlanan ve Immortal Universe olarak bilinen yapımları 2024 yılında Netflix’e getirdi. Bu anlaşma sayesinde platform, bu evrenle bağlantılı yapımlara erişim sağladı. “Interview with the Vampire” dizisi, üçüncü sezonuyla büyük ilgi gördü ve dördüncü sezonu yenilendi. Ayrıca, iki sezonluk “Mayfair Witches” dizisi de Netflix’te yer alıyor. Bu dizi, antik bir büyücü soyundan gelen bir nörocerrahın hikayesini anlatırken, “Interview with the Vampire”, zaman atlamalarıyla dolu karmaşık bir yapıya sahip. Ancak, “Mayfair Witches”, kuşakları konu alan yapısıyla bazı eleştiriler almış olsa da, üçüncü sezonu gelecek yıl yayınlanmaya hazırlanıyor.
“Talamasca: The Secret Order”, Immortal Universe’in en zayıf halkası olarak öne çıkıyor ve 23 Ağustos’ta Netflix’te yayınlanacak. Ancak, bu diziye başlamadan önce, daha iyi seçeneklere yönelmekte fayda var.
“Talamasca”, doğrudan Anne Rice’ın eserlerinden uyarlanmamış, aksine, “The Vampire Chronicles” ve “Lives of the Mayfair Witches” yapımlarında yer alan gizli bir topluluğun derinliklerine iniyor. Bu topluluk, Highlander ve Buffy: The Vampire Slayer gibi yapımlardaki Watchers gibi, ölümsüzleri, vampirleri ve büyücüleri inceleyen bir gruba mensup. Ayrıca, bu üyelerin genellikle psişik güçleri bulunuyor.
Dizinin yaratıcısı John Lee Hancock, Ekim ayında yayınlanacak olan “Talamasca”nın tanıtımında, John le Carré’nin gerilim romanlarına saygı göstermek istediğini ve bu nedenle diziyi Londra’da geçirdiğini belirtti. Ancak, Apple TV’deki “Slow Horses” dizisinin bir sezonu, aynı uzunluğa sahip olmasına rağmen, daha akıcı bir anlatıma sahip.
“Talamasca”, Guy Anatole (Nicholas Denton) adlı bir karakterin hikayesini konu alıyor. Guy, psişik güçlerini kullanarak yüksek profilli bir hukuk firmasında iş buluyor. Ancak, kısa süre sonra Talamasca’ya katılarak Londra’daki merkezdeki yolsuzluğu ortaya çıkarmakla görevlendiriliyor. Hukuk firması, onun pozisyonunu açık tutarken, vampir Jasper (William Fichter), penthouse’ta yaşayarak merkezin liderini rüşvetle etkiliyor. Talamasca üyeleri bu duruma karşı çıkınca, zombi benzeri yaratıklar tarafından öldürülüyor veya canavara dönüştürülüyor. Jasper, Guy’ı ikna etmeye çalışırken, Talamasca’nın aslında kötü olduğu ve kendisinin de sadece haksızlığa uğramış birisi olduğu argümanını öne sürüyor. Guy, 752 adlı kayıp bilgi deposunu ararken, alışılagelmiş bir MacGuffin avına çıkıyor ve beklenmedik bir sonuca ulaşıyor.
New York merkezinden Helen (Downton Abbey’den Elizabeth McGovern), sezon boyunca kendi geçmişini araştırırken, kız kardeşinin gizemli bir şekilde Talamasca tarafından kaçırılması ve kendisinin ise güçleri olmayan bir ajan olarak yetiştirilmesi gibi olaylarla karşılaşıyor. Ancak, bu durum, ilk sezonun sonunda gerçekleşecek olan beklenmedik bir olayın başlangıcı olurken, dizinin iptal edilmesiyle birlikte bu olaylara aydınlık getirilmiyor.
Guy, karakteriyle uyumlu olmayan bir şekilde, doğal yeteneklere sahipmiş gibi davranıyor ve destekleyici karakterler de benzer şekilde zayıf kalıyor. Yaratıcı ekibin, motivasyonları gizli tutmaya odaklanması, karakterlerin kişisel özelliklerinin ortaya çıkmasına engel oluyor.
Dizinin en parlak anları, “Interview with the Vampire” dizisine göndermeler içeriyor. Guy, vampir Daniel Molloy’u (Eric Bogosian) sorgularken ve Talamasca ajanı Raglan Jones ile birlikte kan kaçakçılığı yaparken, yetersiz olduğunu hissettiği bu anlar, daha ilgi çekici karakterlerle yan yana gelmesiyle dikkat çekiyor. AMC, Marvel ve DC gibi yapımlarda yaşanan sorunlara benzer şekilde, ortak evreni çok fazla genişleterek ve sadeceCameo’larla izleyiciyi memnun etmeye çalışarak başarısız oldu. “Interview with the Vampire” hayranlarının, “Talamasca” yerine “The Vampire Lestat” dizisini beklemesi daha doğru bir tercih olacaktır.