Psikolojik gerilim filmleri, izleyicinin zihnine dokunma konusunda eşsiz bir yeteneğe sahiptir. En iyi seri katil filmleri, sadece dedektiflerin katili yakalayıp yakalamayacağını sorgulamamızı sağlamakla kalmaz, aynı zamanda bu tür korkunç suçları kimin işleyebileceğini merak etmemize neden olur.
The Silence of the Lambs Anthony Hopkins’in başrolünde olduğu ve kani bal yiyen psikopat Hannibal Lecter karakterini canlandırdığı “Sessiz Çığlıklar”, bu tür filmler için bir standart oluşturdu. Ardından, yıldız oyuncu kadrosuna sahip “Se7en” gibi filmler geldi; bu filmde Kevin Spacey’nin canlandırdığı John Doe karakteriyle izleyicilere başka bir kurgusal canavar sunuldu. Ayrıca, hala kimliği belirlenemeyen Zodiac katilinin gerçek hayattaki soruşturmasını dramatize eden “Zodiac” filmi de farklı bir yaklaşım sergiledi.
Görünüşe göre izleyiciler bu tür hikayelere olan ilgilerini kaybetmemişler. Gerilim ve gerçek suç belgesellerinin devam eden popülaritesi, soruşturmacıların görünüşte çözülemez bir katilin arkasındaki ipuçlarını bir araya getirme sürecini izlemenin hala çekici bir şey olduğu gerçeğini gösteriyor. Şimdi Netflix‘in bu tür filmlere yeni bir katkısı var ve bu film çoktan büyük bir başarı elde etti.
Bu yeni yapım, Robert De Niro, Adam Scott ve Michelle Monaghan’ın başrollerini paylaştığı Netflix’in en son psikolojik suç gerilimi filmi “The Whisper Man“. “FlixPatrol” verilerine göre, “The Whisper Man”, 28 Ağustos’ta vizyona girmesinden kısa bir süre sonra dünya genelinde ve özellikle ABD’de Netflix’teki en çok izlenen film unvanını aldı.
Peki “The Whisper Man” ne hakkında?
Alex North’un aynı adlı, 2019 tarihli çok satan romanından uyarlanan “The Whisper Man”, 8 yaşındaki oğlu Jake’in kaçırılmasıyla hayatı alt üst olan bekar bir baba olan Tom Kennedy’nin (Adam Scott) hikayesini anlatıyor. Oğlunu bulmak için çaresiz kalan Tom, kariyerinin sonunda emekli olmuş eski dedektif babası Pete Willis’ten (Robert De Niro) yardım ister.
Yeni kaçırma olayının, katil zanlısının onlarca yıl önce işlediği suçlara benzemesiyle birlikte Dedektif Amanda Beck (Michelle Monaghan) soruşturmaya dahil olur ve Pete, kariyerini tanımlayan davayla yüzleşmek zorunda kalır. Michael Keaton, orijinal Whisper Man olan Frank Carter rolünde yer alırken, Owen Teague ve Hamish Linklater de oyuncu kadrosunda önemli roller üstleniyor.
James Ashcroft’un yönettiği film, açıkça 1990’ların seri katil gerilim filmlerine bir gönderme niteliğinde; kararlı bir dedektif, korkutucu bir katil ve onlarca yıl öncesine dayanan bir gizem gibi tanıdık unsurları içeriyor.
Eleştirmenlerin tepkileri, Netflix izleyicilerinin genel olumlu geri bildirimlerinden farklılık gösterdi. “The Whisper Man“, şu anda “Rotten Tomatoes” sitesinde %42’lik bir eleştiri puanına sahip ve yorumlar, filmin ürkütücü atmosferini ve oyunculuk performanslarını övürken, tanıdık olay örgüsüne ve türün beklentilerine bağımlılığını eleştiriyor.
“Collider”den David Caballero, filmi “’90’ların seri katil filmlerine harika bir gönderme” olarak nitelendirerek, filmin formülü yeniden icat etmese de yine de ilgi çekici bir gerilim sunduğunu belirtiyor.