Yaklaşık 140 saatlik bir deneyimin ardından, Slay the Spire 2’nin, Megacrit’in bunu bir genişleme paketi olarak çıkarmak zorunda kalmasına rağmen, aslında bir devam oyunu gibi hissettirdiğini düşünüyorum.
Meslektaşlarımdan Robin Valentine, Slay the Spire 2’yi sekiz yaşındaki bir deste ile yendikten sonra “gerçekten etkileyici bir geç DLC” olarak nitelendirmişti. Hala iyi olsa da, aynı yolu izliyor gibiydi.
Benim deneyimlerim ise farklıydı. Yaklaşık 140 saatimi bu oyuna ayırdım (bu sayı beni şaşırttı) ve şu anda Ironclad, Silent ve Regent için Ascension 10 zaferleri elde ettim (ve şimdi de Necrobinder ve Defect ile aynı başarıyı hedefliyorum).
Robin’in haklı olduğunu kabul etsem de, Slay the Spire 2’ye olan ilgim, ilk oyunda hissettiğim heyecanla eşleşmiyor.
Slay the Spire 2, kesinlikle aynı şeyleri sunsa da, altta yatan bazı önemli değişiklikler var ve bunlar oyun deneyimini tamamen farklı bir seviyeye taşıyor.
Farklı Enerji Mekanikleri
İlk ve en belirgin değişiklik, her bir act’ın sonunda karşılaşacağınız ancients sistemidir. Bu sistem, size çeşitli bonuslar sunar. İlk oyunda ise, bir act’ı tamamladığınızda genellikle ekstra enerji sağlayan bir artifact elde ederdiniz. Ancak bu durum, oyunun temposunu önemli ölçüde etkiliyordu.
Örneğin, Vaaku’s Whispering Earring gibi bir artifact, size ekstra enerji sağlasa da, ilk turunuzu tamamen kontrol dışına çıkarıyordu. Bu, büyük bir risk olsa da, bazen hayatta kalmak için tek çare olabiliyordu.
Tezcatara’s Seal of Gold ise, her ne kadar başlangıçta beş altın kaybetmek dezavantajlı görünse de, doğru artifact’lerle bu durumu avantaja çevirmek mümkün. Örneğin, Ascension 10 Regent zaferimde, Mystic Lighter ile Seven Stars kartını güçlendirerek inanılmaz bir sinerji yakaladım.
Nonupeipe’s Glitter ise, Act 3’teki tüm kart ödüllerini bir kez daha elde etmenizi sağlıyor. Bu özellik sayesinde, oyun tarzımı ince bir deste ile oynamaktan ziyade, daha güçlü ve değerli bir deste oluşturmaya odaklayabiliyorum.
Kart Büyüleme Sistemi
Oyunun kart büyüleme sistemi de oldukça etkileyici. Örneğin, Clone kartı, doğru koşullar altında inanılmaz derecede güçlü olabilir ve size potansiyel olarak onlarca aynı türden kart sağlayabilir. Momentum ise, Ironclad’ın Rampage yeteneğini her karta uygulayarak oyun tarzınızı tamamen değiştirebilir. Bu özellikler, roguelike oyunlarına olan ilgimi daha da artırıyor.
Düşman Tasarımları
Oyunun düşman tasarımları da oldukça başarılı. Özellikle yüksek ascension seviyelerinde, bu düşmanlarla başa çıkmak için dikkatli bir strateji izlemeniz gerekiyor. Bunun yerine, sonsuz bir döngü oluşturmaya çalışmak yerine, Act 1’de savunma, hasar, kart çekme ve enerji üretimi gibi temel unsurları sağlamaya odaklanmanız gerekiyor.
Bu durum, ilk oyunda hissettiğim “doğru sinerjiyi bulmaya çalışma” halinden çok daha tatmin edici bir deneyim sunuyor. Oyunun temposu değişti, meta ayarlandı ve iki yeni karakter büyük yenilikler getirdi. Ayrıca, oyun tarzınızı değiştirmek için daha çeşitli teşvikler mevcut.
Tüm bunlar, Slay the Spire 2’nin neden bu kadar çekici olduğunu açıklıyor. Megacrit, beklenmedik bir durumla karşılaştı ve DLC olarak planlanan bir oyunu devam ettirmek zorunda kaldı. Ancak, ortaya çıkan sonuç oldukça başarılı.