“Hürmüz Boğazı’nın istikrarsızlaşmasıyla birlikte küresel enerji ve tedarik zincirinin ağırlık merkezi Kızıldeniz-Babülmendep-Aden Körfezi hattına kaymaktadır.”
E. Tank Albay Yakup Kütükcü
Kızıldeniz ve Hint Okyanusu’nun kesiştiği bu coğrafya, tarihin hiçbir döneminde yalnızca bir transit güzergâh olmamıştır. Beş yüz yıl önce, Portekiz’in Afrika’nın güneyini dolaşarak Hint Okyanusu’na açılması küresel ticaretin ağırlık merkezini kaydırmış, Kızıldeniz üzerinden yürütülen baharat ticaretini boğmuştu. Bu gelişme, dönemin yükselen küresel gücü Osmanlı’yı bir seçimle yüz yüze bıraktı: Hint Okyanusu’na açılmak ya da bu dönüşümü seyretmek. Yavuz Sultan Selim’in 1517’de Mısır’ı topraklarına katmasıyla Osmanlı bu seçimi yaptı. Süveyş’te tersane kurarak Portekiz’e karşı denizde savaşmaya girişti. Osmanlı donanması taktiksel başarılar elde etse de bu askerî hamle, açık okyanus ticaretini besleyecek kalıcı deniz ekonomisiyle desteklenemediği için stratejik bir zafere dönüşemedi. Bugün, aynı bölgede, aynı stratejik sorular farklı aktörlerle yeniden sahnelenmektedir.
2024-2026 döneminde Türkiye’nin Somali’deki askerî varlığı niteliksel bir eşik atlamıştır. Eğitim ve kapasite geliştirme şeklinde başlayan Somali misyonu; kara-hava-deniz-uzay bileşenlerini kapsayan bir güvenlik mimarisine dönüşmüştür. Hürmüz Boğazı’nın istikrarsızlaşmasıyla Kızıldeniz-Babülmendep hattının küresel ticaretin fiilî tek koridoru haline gelmesi bu dönüşümü hızlandırmaktadır. Aynı hatta İsrail Somaliland’ı tanıyarak Berbera’ya yönelmiş, Etiyopya deniz erişimi arayışını sürdürmekte, El Şebab ise AUSSOM (Afrika Birliği Somali Destek Misyonu) geçiş boşluğundan yararlanmaktadır.
Sıkışan Hürmüz ve Kızıldeniz Üzerinde Artan Baskı
Hürmüz Boğazı’nın istikrarsızlaşmasıyla birlikte küresel enerji ve tedarik zincirinin ağırlık merkezi Kızıldeniz-Babülmendep-Aden Körfezi hattına kaymaktadır. Babülmendep Boğazı, günlük 6,2 milyon varil petrol ve milyarlarca dolarlık ticaret malı taşıyan bu kritik darboğazın güney kapısıdır. Yemen’deki Husilerin tesis ettiği asimetrik deniz ablukası, ana deniz yolu taşıyıcılarının %60’ından fazlasını maliyetli Ümit Burnu rotasına yönelmeye zorlamıştır. Babülmendep’in güney yakasını kim kontrol ederse Aden Körfezi’ni, kim Aden Körfezi’ni tutarsa Hint Okyanusu’nun kuzeybatı kapısını elinde bulundurur; bu denklem beş yüzyılda değişmemiştir.
Mehmetçik Somali’de Sahnede; Peki Ne Zamana Kadar? çalışmasının tamamı Defence Turk Dergi 33’üncü sayısında.
Çalışmanın tamamını buraya tıklayarak okuyabilirsiniz.
Somali kıyıları ve Somaliland’ın Berbera Limanı, Kızıldeniz’e kapı açan 800 km’lik kıyı şeridiyle tüm aktörlerin dikkatini çeken bir sıklet merkezi haline gelmiştir. Türkiye, İsrail, ABD, Suudi Arabistan ve Mısır farklı araçlarla aynı coğrafi merkezde güç tesisi arayışındadır. Bu rekabetin en belirgin özelliği, zaferin tek bir aktöre değil, sahadaki dayanıklılık ve nüfuz derinliğine bağlı olmasıdır.
Somali’nin İç Kırılganlıkları
Devlet kurumlarının 1991’de tamamen çökmesiyle Somali, modern dünyanın en uzun süreli devletsiz yönetimlerinden biri haline gelmiştir. Ülke fiilen beş bağımsız üye devletten oluşmaktadır: Jubaland, Güney Batı, Hirshabelle, Galmudug ve Puntland. Somaliland resmi olarak altıncı üye devlet kabul edilse de bu yerel yönetim bu statüyü tanımamaktadır.
Somaliland ve Berbera’nın Dubai Modeli
Somaliland, Mayıs 1991’de bağımsızlığını ilan etmiş ve temel devlet yapılarını kademeli olarak inşa etmiştir. İsrail haricinde hiçbir uluslararası tanınma elde edememiştir. DP World, 2016’dan itibaren Berbera Limanı’na 442 milyon dolar yatırım yapmış ve 2023’te Dubai’nin Jebel Ali Serbest Bölgesi modeli esas alınarak tasarlanan Berbera Ekonomik Bölgesi’ni faaliyete geçirmiştir. Berbera aynı zamanda birden fazla denizaltı kablosunun iniş noktası olarak dijital egemenlik rekabetinin de sahnesi haline gelmiştir. İsrail’in Aralık 2025’teki tanıması, bu altyapı gerçekliğine yeni bir katman daha eklemiştir. Berbera, halihazırda işlevsel bir ekonomik bölge ve 30 yıllık imtiyaz güvencesiyle yönetilen bir liman olarak birçok somut avantajı kazanmış durumdadır.
Puntland ve Nairobi Anlaşması üzerinden BAE, Bosaso’daki liman yatırımı yoluyla Puntland’ı kendisine fiilen bağımlı kılmıştır. Puntland, 2024’ten itibaren federal hükümeti tanımadığını açıklamış ve bağımsız devlet yetkileriyle hareket edeceğini ilan etmiştir. Ekim 2025’te Puntland ve Jubaland, Somali Gelecek Konseyi’ni kurmuş; aynı ay içinde Somaliland ile Puntland tarihi bir güvenlik anlaşması imzalamıştır. Bu anlaşmanın arka planında İsrail ve BAE’nin koordineli hareket ettiğine dair güçlü göstergeler mevcuttur.
Görsel Kaynağı: defenceturk

Tarih, uluslararası ilişkiler ve savunma sanayii araştırmacısı
Görsel Kaynağı: defenceturk
Bu gelişme hakkında düşüncelerinizi, donanım deneyimlerinizi veya sorularınızı Topluluk Forumumuzda paylaşın.
Foruma Katıl & Yanıtla ➔
[…] Çekebilir: Mehmetçik Somali’de Sahnede; Peki Ne Zamana Kadar? → Kaynak: NEWS ↗Kaynak yazarı: U.S. Naval Institute Staff 💬 Topluluk Masası & […]