Fantastik eserlerin en güzel (ve bazen de en kötü) yanı, bir romanı okuduktan sonra, sadece bir filmi izledikten veya hatta bir televizyon dizisinin tamamını bitirdikten sonra hikayenin genellikle sona ermemesi. Tekrarlar, devam filmleri, yan ürünler ve daha fazlası… “Yüzüklerin Efendisi”, “Zaman Çarkı” ve “The Witcher” gibi eserlere göz atın; hepsi öncüller, devamlar ve daha fazlasına sahip.
Bir yandan, uzun bir fantastik seri, okuyabileceğiniz veya izleyebileceğiniz şeylerin asla bitmemesini sağlar. Öte yandan, hikayenin anlatıldığı, herkesin ya acımasız bir şekilde öldüğü ya da mutlu bir şekilde evine döndüğü basit fantastik hikayeler nerede? Hikayeler sonsuza kadar sürmemeli — ve çoğu zaman da sürmemeli.
Eğer bu fikirdeyseniz, “Kingsman” yönetmeni Matthew Vaughn’un 2007 yapımı Neil Gaiman’ın 1999 tarihli romanı “Stardust” uyarlaması tam size göre olabilir. Ve daha da iyi bir haber: Şu anda Pluto TV’de izleyebilirsiniz.
“Stardust”, tamamlanmış bir hikaye olması dışında bile birçok şey sunuyor. Film, Robert De Niro, Charlie Cox, Michelle Pfeiffer, Rupert Everett ve Ian McKellen gibi olağanüstü oyunculara sahip. Hatta “The Witcher”deki Geralt of Rivia ve Superman rollerindeki başarısıyla tanınan Henry Cavill de sürpriz bir şekilde yer alıyor; rolü çok belirgin olmasa da kesinlikle unutulmaz.
Roman, Vaughn ve senarist Jane Goldman’ın uyarlamalarında gördüğümüzden çok daha karanlık olsa da, “Stardust” hala büyülü, neredeyse masalsı doğasıyla çekici. Filmde, aşkın gücü Tristan (Charlie Cox) ile Yvaine (Claire Danes) arasındaki elektrikli kimyayla özellikle vurgulanıyor.
Film, İngiltere’deki Wall kasabasında yaşayan ve Stormhold adlı büyülü krallığın sınırında bulunan Tristan’ın hikayesini anlatıyor. Tristan, zengin kızı Victoria’nın (Sienna Miller) kalbini kazanmak için bir yıldız bulmaya karar verir; ancak yıldızın aslında Yvaine adında bir kadın olduğunu keşfeder. Düşmüş bir yıldız olarak, Yvaine güçlü bir güce sahiptir ve bu da onu üç eski cadının dikkatini çeker; bu cadılar, gençliklerini geri getirmek ve ölümsüzlüğü kazanmak için onun kalbini yemek isterler. İlk başta bencil olsa da Tristan, Yvaine’i bu tehditlerden korur ve sonunda aşık olurlar.
Bahsedildiği gibi, Cavill de “Stardust”ta yer alıyor; ancak genellikle canlandırdığı sert ve mesafeli kahraman figüründen oldukça farklı bir rolde. Victoria’nın erkek arkadaşı Humphrey olarak, Cavill neredeyse tanınmaz halde, sarı saçlı ve bıyıklı, egosunu abartılı bir şekilde sergileyen bir karakteri canlandırıyor. Filmin sonunda biraz da olsa kendini affettirse de, onun davranışlarını tamamen unutmamıza yetmiyor. Aslında, Humphrey’nin Cavill’in genellikle canlandırdığı sessiz ve ketum karakterlerden ne kadar farklı olduğu, Cavill’in komedi türünde daha fazla rolü üstlenebileceğinin açık bir hatırlatıcısı.
Cavill tek başına değil; “Stardust”ın sıklıkla görülen esprili mizahına katkıda bulunan başka isimler de var. De Niro’nun Kaptan Shakespeare karakterini canlandırması, genellikle onun en iyi performanslarından biri olarak kabul edilir; çünkü performansında yansıttığı belirgin keyif izleri. Tehditkar bir korsandan sanat meraklısına dönüşümü kusursuz ve De Niro’nun rolü kısa olsa da, Vaughn’un uyarlamasının canlı ve eğlenceli tonunu güçlendiriyor; bu da fantastik eserlerin genellikle çok ciddiye alındığı bir dönemde önemli.
Fantastik eserler genellikle epik maceralara, kadere ve talihe odaklandığında, “Stardust” karakterlerine ve daha küçük kapsamına sahip olması, herhangi bir devam filmi gerektirmeyen bir hikaye sunuyor; orijinal film ne kadar keyifli olursa olsun. Bir devam filmi yapmak, orijinal hikayenin ve sonunun özünü bozacaktır; çünkü bu, masalsı bir hikaye ve burada aşk her şeyin üstesinden geliyor.
Kaynak: Polygon