Ryan Gosling, sanki her şeyi başarabilecek gibi görünür. Ryland Grace rolündeki performansı, şüphesiz Project Hail Mary filminin en dikkat çekici yanı; Gosling, bu role sessiz ama kahramanca bir “su altında kalmış balık” havası katıyor. Ancak Fracture (2007) ve Blue Valentine (2010) gibi filmlerde, Gosling bilinenin aksine daha sert ve agresif bir yaklaşım sergiliyor.

The Nice Guys (2016) ve Half Nelson (2006) gibi yapımlarda ise Gosling’in, çok çeşitli rolleri ustalıkla canlandırma yeteneği gözler önüne seriliyor. Bu yönelimlilik, oyuncuya onlarca yıldır ödüller kazandıran önemli bir özellik olmuştur. (Ancak Gosling’in klasik bir aksiyon filmi yönetme konusunda henüz başarılı olmadığı görülüyor; The Fall Guy gişe başarısı elde edemedi.)

Ancak Gosling, Nicolas Winding Refn‘in yönettiği Drive (2011) filminde gerçekten özel bir performans sergiliyor. Cannes Film Festivali’ndeki ilk gösteriminden itibaren büyük beğeni toplayan bu neo-noir gerilim filmi, karanlık atmosferi, aksiyon sahneleri ve aşırı şiddetiyle hem eleştirmenlerden tam not aldı, hem de gişe başarısı yakaladı. İyi haber: Drive filmini şu anda Pluto TV üzerinden ücretsiz olarak izleyebilirsiniz.

Drive, Los Angeles’ta mekanik tamirci, dublör ve kaçak şoför olarak üç işte çalışan isimsiz bir adamı (Gosling) konu alıyor. Komşusu Irene (Carey Mulligan) ve küçük oğluyla yakınlaşan bu karakterin hayatı, eşi Standard’ın (Oscar Isaac) hapisten çıktıktan sonra karmaşıklaşır. Beklenenin aksine, Standard, The Driver’ın yeteneklerini fark eder ve büyük bir vurgun planlar. Ancak işler planlandığı gibi gitmez ve Refn, suç dünyasının karanlık yönlerine odaklanır.

Refn’in çoğu filmi, yüksek kontrastlı görseller ve synth müzikleriyle sembolik temaları aktarmaya çalışır. Only God Forgives (2013) ve The Neon Demon (2016), bu özellikleri başarılı bir şekilde yansıtırken, Copenhagen Cowboy dizisi ise aşırıya kaçan bir yapım olarak değerlendirilebilir. Ancak Drive, sessizliğin ve sınırlılığın ön planda olduğu bir çalışma; Refn’in sakin neo-noir hikayesi, Los Angeles’ın neon ışıklarla aydınlatılmış sokaklarıyla mükemmel bir uyum içinde.

Drive filmi, çok fazla diyalog içermese de, çağdaş kapitalizmin getirdiği varoluşsal sorunlar karşısında insanın doğasına dair derin bir inceleme sunuyor. The Driver gibi yalnız figürler, toplumun kenarında yaşar ve genellikle sessizlikleriyle tanımlanır; bu durum, onları kentsel bir yabancılaşma duygusuyla kuşatır. Irene ile kurduğu bağ, nadir bir kırılganlık anı olsa da, bu anlar bile şehrin acımasız gerçekliğinden kaçış sağlamaz.

The Driver, kahramanın tipik özelliklerini taşısa da, ahlaki açıdan karmaşık bir karakterdir; aynı anda hem sessiz koruma, hem de şaşırtıcı şiddet eylemleri sergileyebilir. Bu çelişki, Gosling’in içselleştirilmiş oyunculuğuyla ortaya çıkarılır.

Geleneksel filmlerde genellikle “sevgi her şeyi kurtarır” klişesi kullanılırken, Drive bu beklentinin dışına çıkar ve karakterlerin yaşadığı acımasız gerçeklikle yüzleşir. Refn, insanların birbirlerine duyduğu sıcaklığın bile sadece kısa süreli bir umut yarattığını, ancak kimseyi yaklaşan felaketten kurtaramayacağını vurgular. Filmdeki uzun sessizlikler, bu durumu daha da pekiştirir ve The Driver’ın az konuşma tercihini destekler. Ancak bu sessizlik, nefes kesici aksiyon sahneleriyle tezat oluşturur; örneğin, dar bir otelde yaşanan ani bir saldırı veya hızlı araba kovalamacası izleyiciyi etkiler.

Drive filmi, Gosling’in içselleştirilmiş oyunculuğunu gözler önüne seren ve aynı zamanda kırık idealler üzerine kurulu bir yapım olduğu için herkese hitap edecektir. Özellikle sessizliğin ve kırılganlığın ön planda olduğu aksiyon filmlerini sevenlerin ilgisini çekecektir. Refn’in bazı yaratıcı seçimleri, filmin akışını bozsa da, Drive’a benzersiz bir “sinema büyüsü” katıyor.

Drive filmini Pluto TV üzerinden izleyebilirsiniz.

Google Haberler & Keşfet
Google’da Takip Edin
Son dakika haberlerini ve analizleri Keşfet akışınızda anında görün

Takip Et